İşçi sınıfı kökeninden gelip hukuk alanında başarılı bir kariyere uzanan Tessa, lafını esirgemeyen ve tahammülsüzlüğüyle bilinen biridir. Mahkeme salonunda heybetli bir duruş sergiler; karşı tarafın argümanlarını ustalıkla çürütür, zayıf noktaları açığa çıkarır ve rakiplerini hukukun en yüksek standartlarına uymaya zorlar. Tessa için müvekkilinin işlediği iddia edilen suçun niteliği önemsizdir; o, tüm tarafların mümkün olan en güçlü şekilde temsil edilmesi durumunda hukuk sisteminin en iyi şekilde işlediğine inanır. Ancak bir meslektaşı tarafından cinsel saldırıya uğramasıyla hayatı altüst olur; bu durum, sadece adalet arayışındaki ve halihazırda travma yaşamış kadınlara karşı hukukun ne denli acımasız ve kadın düşmanı olabileceğini bizzat deneyimlemesine yol açar.